top of page

Kişilik Bozuklukları ve Akıl Hastalıklarının Evlilikte Diğer Eşe Olan Etkileri

Evlilikler, zaman zaman karmaşık duygusal dinamiklerle şekillenir. Özellikle psikolojik sorunlar ve kişilik bozuklukları gibi durumlar, ilişkiler üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Bir eşin yaşadığı psikolojik sorunlar, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda partnerinin hayatını da derinden etkileyebilir. Bu yazımızda, kişilik bozuklukları ve akıl hastalıklarının evlilik üzerindeki etkilerini ele alacağız ve bu durumla başa çıkma yollarını tartışacağız.


Kişilik Bozuklukları ve Akıl Hastalıkları: Temel Farklar

Öncelikle, kişilik bozuklukları ve akıl hastalıkları arasındaki farkları anlamak önemlidir. Kişilik bozuklukları, bireyin kişilik yapısında kalıcı, derin bir bozulmaya yol açarken; akıl hastalıkları genellikle geçici veya tedavi edilebilir bozukluklardır. Her iki durumda da, bireyin davranışları ve duygusal tepkileri, ilişkileri üzerinde önemli bir etki yaratabilir.


Kişilik Bozuklukları

1- Borderline Kişilik Bozukluğu (Sınırda):

  • Bu insanlar kendilerini inanılmaz değersiz hissederler ve kendilerini sevilmeye layık görmezler.

  • Hayatlarında karşılarına çıkan insanları bir anda göklere çıkarıp bir anda yerin dibine sokabilirler.

  • Duyguları ile davranışları arasında bariyer yoktur.

  • Gün içinde neşeliyken bir anda kötü hissedip gemileri yakabilirler.

  • Ani değişimler yaşayabilirler (din, siyasi görüş)

  • Kendilerine zarar verme davranışını sık yaşayabilirler (kola çizik, intihar girişimi, aşırı alkol)


Borderline Kişilik Bozukluğunun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Yük

Bu bireyler sıklıkla aşırı duygusal tepkiler verebilirler. Hızlı ruh hali değişimleri, öfke patlamaları, depresif anlar ve yoğun kıskançlık hisleri, diğer eşi duygusal olarak tükenmiş hissettirebilir. Eş, sürekli olarak değişken ve tahmin edilemez bir duygusal ortamda yaşamakta zorlanabilir.

Terk Edilme Korkusu ve Aşırı Bağlanma

Bu korku, partnerin sürekli olarak ilişkiden ayrılacağına dair bir inanç oluşturabilir. Bu durum, ilişkiyi yönetilmesi, sürdürülebilmesini çok zor hale getirebilir.

Duygusal İhmal

Borderline kişilik bozukluğu olan bireyler bazen duygusal olarak geri çekilebilirler, ya da aniden “soğuyabilirler”. Evlilikte sürekli bir duygusal çalkantı yaşamak, eşin zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyebilir. Anksiyete, depresyon, uykusuzluk gibi psikolojik sorunlar artabilir.

Empati ve Anlayış Gerekliliği

Diğer eşin sürekli olarak bir destekleyici, sabırlı ve anlayışlı olma rolünü üstlenmesi gerektiği için bu durum oldukça zorlayıcı olabilir.


2- Narsistik Kişilik Bozukluğu:

  • Kişinin kendini aşırı sevmesi, beğenmesi, üst görmesi.

  • Diğer insanların onun için bir şeye hizmet ettiğini düşünürler.

  • İnsanları aşağılamaktan ve yargılamaktan hiç çekinmezler.

  • Kendi çıkarlarına göre insan ilişkileri kurarlar. Kullanıp ondan alacağını alıp kenara atarlar.

  • Eleştiriye aşırı duyarlıdırlar, kaldıramazlar.

  • Sürekli onay ve takdir bekler.

  • Kendi istediği olsun ister (ör: mekan seçimi).


Narsistik Kişilik Bozukluğunun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal İhmal

Narsistik birey, partnerinin duygularına ve düşüncelerine duyarsız kalabilir ve onu manipüle edebilir. Bunun sonucunda, duygusal ihmal yaşanabilir.

Sürekli Eleştiriler ve Değersizlik Hissi

Narsistik bireyler genellikle küçümseme, eleştirme ve üstünlük kurma eğilimindedir. Eş, sürekli olarak yetersiz hissetmeye başlayabilir ve kendini değersiz hissedebilir.

Tartışmalar ve İletişim Sorunları

Narsistik bireyler, genellikle kendilerini doğru ve haklı görürler, bu yüzden ilişkilerdeki tartışmalar çoğunlukla uzun sürer ve çözülmeden kalabilir. Çünkü, bu kişiler hata kabul etme veya özür dileme konusunda isteksizdirler

Aşırı Bağımlılık veya İçe Kapanma

Diğer eş, kendini sürekli olarak narsistik eşin isteklerine odaklanmış bulabilir. Bu nedenle, zamanla daha içe kapanabilir, yalnızlaşabilir ve sosyal ilişkilerden uzaklaşabilir.


3- Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Psikopat):

  • Diğer insanların ne hissettiğini, ne düşündüğünü hiç umursamazlar. Acı, üzüntü nedir anlamazlar.

  • Vicdan, merhamet, empati duygusuna sahip değillerdir diyebiliriz.

  • Başkalarına acı çektirmekten zevk alırlar.

  • Şiddete meyilli olabiliyorlar (ör:trafikte yol vermeyen birini öldürmek).

  • Kendi istedikleri olsun diye her şeyi yaparlar (yalan, manipüle, öldürmek).

  • Dürtüseldirler. Sonunda ne olacağını düşünmezler, başına ne geleceğini düşünmezler. Anı yaşarlar.


Antisosyal Kişilik Bozukluğunun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal ve Psikolojik İstismar

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler, genellikle empati ve duygusal anlayıştan yoksundur. Bu nedenle, partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarını göz ardı edebilir veya onları küçümseyebilirler. Diğer eş, kendini sürekli değersiz hissedebilir.

Manipülasyon ve Kontrol

Bu bireyler, manipüle etme konusunda son derece yetenekli olabilirler. Eş, sürekli olarak manipüle edilebilir ve kontrol altında tutulabilir. Bu durum, partnerin kendisini bağımsız ve güçlü hissetmesini zorlaştırabilir, özgüvenini zedeleyebilir.

Hukuksal ve Ahlaki Kaygılar

Sıklıkla toplumsal kuralları ihlal etme eğilimindedirler. Bu durum, eşin sürekli yasal ve ahlaki sorunlarla uğraşmasına neden olabilir. Madde kullanımı, dolandırıcılık, yalan söyleme gibi suçlarla ilişkilendirilebilecek davranışlar, diğer eşi zor durumda bırakabilir.

Güven Sorunları ve Huzursuzluk

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişi, sık sık yalan söyleme, sadakatsizlik, manipülasyon veya ihanet gibi davranışlar sergileyebilir. Bu, diğer eşte büyük güven sorunlarına yol açar. Sürekli olarak güvenin sarsılması, ilişkide huzursuzluk yaratabilir.

Şiddet ve Tehditler

Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireyler, bazen fiziksel şiddet kullanma eğiliminde olabilirler. Bunun yanında, tehditler ve zorbalık gibi duygusal baskılar da sıkça görülür. Bu tür durumlar, ilişkiyi tehlikeli bir hale getirebilir.

Sürekli Anksiyete ve Gerilim

Dürtüsellikleri ve öngörülemezlikleri nedeniyle, diğer eş sürekli bir kaygı içinde olabilir.


4- Histrionik Kişilik Bozukluğu:

  • Bu kişiler bir tiyatro sahnesinde ve her davranışı alkışı bekliyormuş gibi.

  • İlgi için yaşarlar.

  • Birilerinin onları sevmesi için her şeyi yaparlar.

  • Kadınlarda daha çok görülüyor(ör: tahrik edici giyim, konuşma, mimik).

  • Olayları dramatize edebilirler.

  • Sağlıklı, derin ilişkiler kuramazlar.


Histrionik Kişilik Bozukluğunun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Yük

Bu bireyler, sürekli dikkat ve onay arayışında olduklarından, partnerlerinin sürekli olarak onların duygusal ihtiyaçlarını karşılamasını beklerler. Bu durum, diğer eş için büyük bir duygusal yük oluşturabilir.

Manipülasyon ve Kontrol

Bu kişiler, ilişkilerinde dikkat çekmek veya istedikleri şeyleri elde etmek için manipülasyon teknikleri kullanabilirler. Duygusal şantaj veya kurban rolü oynama gibi davranışlar sergileyebilirler. Diğer eş, neyin gerçek neyin yanlış olduğunu bilememe noktasına gelebilir. Kontrol edilme hissi yaşayabilirler.

Aşırı Drama

Küçük bir anlaşmazlık bile büyük bir drama haline gelebilir. Partner, bu dramatik tepkilerle sürekli başa çıkmak zorunda kalabilir.

Empati Eksikliği

Bu bireyler, genellikle başkalarının duygusal ihtiyaçlarını fark etmekte zorluk çekerler ve genellikle kendi duygusal ihtiyaçlarına odaklanırlar. Bu, diğer eşin duygusal ihtiyaçlarının görmezden gelinmesine veya küçümsenmesine yol açabilir.

Güven Sorunları

Bu bireyler, sıklıkla başkalarının dikkatini çekmeye çalışırken, başkalarına karşı aşırı flörtöz veya aşırı yakın davranışlar sergileyebilirler. Bu durum, eşin güven duygusunu sarsabilir.


Akıl Hastalıkları

1- Depresyon

  • Sürekli mutsuzluk, üzgünlük veya boşluk hissi

  • Günlük aktivitelerde ilgisizlik ve zevk alamama

  • Uyku düzenindeki değişiklikler

  • İştah değişiklikleri

  • Konsantrasyon güçlüğü

  • Enerji kaybı ve yorgunluk hissi

  • Değersizlik hissi

  • Ölüm veya intihar düşüncesi


Depresyonun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Yük

Depresyon yaşayan eşin duygusal ihtiyaçları artar ve sürekli olarak desteğe ihtiyaç duyar bu da diğer eş üzerinde büyük bir duygusal yük oluşturur.

Yalnızlık ve İhmal Edilme Hissi

Depresyon yaşayan birey, genellikle içe kapanır, sosyalleşmekten kaçınır ve duygusal olarak uzaklaşabilir. Bu durum, diğer eşin yalnızlık ve ihmal edilme duygusu yaşamasına neden olabilir.

İletişim Sorunları

Depresyon yaşayan eş, sıkça duygusal olarak kapandığı için düşüncelerini paylaşmakta zorlanabilir veya tamamen sessizleşebilir. Diğer eş, partnerinin ne düşündüğünü veya ne hissettiğini anlamakta zorlanabilir. Bu da iletişimde ciddi zorluklara yol açar.

Sürekli Kaygı ve Endişe

Depresyon yaşayan eş, sürekli olarak olumsuz senaryolar kurabilir, geleceği karamsar bir şekilde görebilir ve sürekli bir endişe hali içinde olabilir. Bu, diğer eşin kaygılı bir ortamda yaşamasına yol açar.

Seksüel İlgisizlik

Depresyon yaşayan bireyler, genellikle cinsel isteksizlik, düşük libido veya seksüel aktiviteye karşı ilgisizlik yaşayabilirler. Bu durum, partnerin duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmasına yol açabilir.

İlişki Dinamiklerinin Bozulması

Depresyon yaşayan eşin zaman zaman sorumlulukları yerine getirememesi veya ev işlerine, çocuklara karşı ilgisizliği, diğer eşin üzerindeki sorumlulukları artırabilir. Diğer eş, evin tüm yükünü sırtlanabilir ve bu da ilişkiyi daha dengesiz hale getirebilir.


2- Anksiyete Bozukluğu

  • Kontrol edilemeyen yüksek düzeyde kaygı durumu.

  • Her an her şey kötüye gidebilir, ya olursa düşüncesiyle önlem alarak baş etme mekanizması geliştirme (ör: bir yere 2 saat erken gitmek)

  • Gerginlik, kolay öfkelenme, kas gerginliği, uyku problemleri, rahatlayamama gibi durumlar yaşanabilir.

  • Yaşamınızdaki işlevselliği bozar.


Anksiyete Bozukluğunun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Yorgunluk

Anksiyetenin yoğun olduğu dönemlerde, bu kişinin duygusal ihtiyaçları büyük ölçüde artar. Sürekli olarak destek olmak, rahatlatmak ve kaygıyı yönetmeye yardımcı olmak, diğer eşin kendisini yorgun, stresli ve tükenmiş hissetmesine neden olabilir.

Sürekli “Mükemmeliyetçi” Beklentiler

Anksiyete bozukluğu olan kişiler, sıklıkla her şeyin mükemmel olmasını bekler. Partneri de buna uydurmaya çalışabilir. Bu, diğer eş üzerinde sürekli bir baskı yaratabilir.

Cinsel İlgisizlik ve Duygusal Mesafe

Anksiyete bozukluğu, kişinin cinsel isteğini de etkileyebilir. Bu, evlilikte cinsel yakınlığın azalmasına neden olabilir. Cinsel ilişkideki bu mesafe, duygusal yakınlık eksikliğine yol açabilir.

Sosyal İzolasyon ve Sosyal İlişkiler Üzerindeki Etki

Anksiyetesi olan kişi, toplum içinde kaygı yaşadığında sosyal etkinliklerden kaçınabilir, arkadaşlarıyla veya aile üyeleriyle vakit geçirmek istemeyebilir. Bu, diğer eşin de sosyal hayatını sınırlayabilir.

Fiziksel Sağlık Sorunları

Anksiyete bozukluğu, fizyolojik belirtilerle de kendini gösterebilir (örneğin, baş ağrıları, mide bulantısı, kas gerilmeleri, uyku problemleri, vb.). Diğer eşin, bu tür semptomlarla mücadele etmesi gerekebilir.


3- Bipolar Bozukluk

  • Kişinin duygu durumunun aşırı derecede değişkenlik göstermesi.

  • Mani ya da depresyon arası dalgalanmalar.

  • Manik Dönem: Aşırı neşelilik, coşku, hızlı konuşma, düşüncelerin çok hızlı bir şekilde değişmesi, uykuya ihtiyaç duymama ya da çok az uyuma, kendine güvenin aşırı artması, gerçekçi olmayan planlar yapma, aşırı harcama, riskli davranışlar (örneğin, kumar oynamak, maddeler kullanmak).

  • Depresif Dönem: Uzun süreli üzüntü, boşluk hissi, umutsuzluk, enerji kaybı, bitkinlik, iştah değişiklikleri (ya aşırı yemek ya da hiç yememek), uykusuzluk ya da aşırı uyuma, konsantrasyon zorluğu, karar verme güçlüğü, intihar düşüncesi.


Bipolar Bozukluğun Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Dalgalanmalar ve Belirsizlik

Bipolar bozukluğu olan birey, manik ve depresif dönemler arasında sıkça geçiş yapar. Diğer eş, bu duygusal dalgalanmalara sürekli olarak tepki vermek zorunda kalabilir. Bu belirsizlik, diğer eşin sürekli olarak ne zaman ve nasıl bir ruh haliyle karşılaşacağını tahmin etmekte zorlanmasına neden olabilir. Sürekli olarak kişinin ruh haline uyum sağlamaya çalışmak, ona destek olmak ve zorlu dönemlerde yanında olmak, partnerin duygusal tükenmişliğe yol açabilir.

İletişim Sorunları

Manik dönemde, kişi aşırı konuşkan, düşüncesiz ve bazen gerçekleri çarpıtan açıklamalar yapabilir. Depresyon döneminde ise kişi içe kapanabilir, sessizleşebilir veya partnerinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınabilir. Bu durum, sağlıklı bir iletişim kurmayı zorlaştırır ve diğer eşin ne düşündüğünü ya da ne hissettiğini anlamakta güçlük çekmesine neden olabilir.

Sosyal İzolasyon ve Dışlanmışlık Hissi

Manik dönemlerde, bipolar bozukluğu olan kişi sosyal açıdan aşırı aktif olabilir ve dışarıda çok fazla vakit geçirebilir. Ancak depresyon dönemlerinde, kişi kendini izole edebilir ve sosyal aktivitelerden kaçınabilir. Bu değişken davranışlar, partnerin yalnızlık hissine kapılmasına ve sosyal ilişkilerini ihmal etmesine neden olabilir.

Cinsel İlgisizlik ve Duygusal Mesafe (Depresyon Dönemi)

Bipolar bozukluğu olan bireyler, depresyon dönemlerinde cinsel isteksizlik ve duygusal mesafe yaşayabilirler.

Aşırı Harcamalar ve Dürtüsellik (Manik Dönemde)

Bipolar bozukluğu olan bireyler, manik dönemlerde dürtüsellik sergileyebilirler. Bu dönemde aşırı harcamalar, tehlikeli risklere girme, cinsel davranışlarda artış görülebilir. Diğer eş, partnerinin aşırı harcamaları veya sağlıksız kararlar almasını yönetmek zorunda kalabilir.


4- Şizofreni

  • Gerçeklik ayırdını yapamama durumu.

  • Halüsinasyonlar: Kişi olmayan şeyleri duyar (sesler, kokular, görseller gibi). Örneğin, kişi sürekli olarak kendi adıyla çağrıldığını duyar.

  • Sanrılar: Gerçek olmayan, yanlış inançlar. Örneğin, kişi kendisinin ünlü biri olduğunu ya da başkalarının kendisini izlediğini düşünebilir.

  • Duygusal Donukluk: Kişi olaylara karşı sevinç, üzüntü, öfke gibi tepkiler vermez.

  • Motivasyon Eksikliği: Kişi günlük aktiviteleri yapmakta zorlanabilir. (işe gitme, temizlik yapma, yemek yeme)


Şizofreninin Diğer Eş Üzerine Olan Etkileri

Duygusal Yük ve Tükenmişlik

Şizofreni hastası olan kişi, kendini sık sık karmaşık, belirsiz ve hayal dünyasında kaybolmuş hissedebilir. Şizofreni hastası gerçeklik algısında bozulmalar yaşadığı için, onu anlamak veya etkili bir şekilde desteklemek diğer eş için zorlayıcı olabilir. Bu durumlar diğer eşin duygusal olarak tükenmesine yol açabilir.

İletişim Zorlukları

Şizofreni, genellikle iletişimde büyük zorluklara yol açar. Şizofreni hastası, halüsinasyonlar veya sanrılarla başa çıkmaya çalışırken, zaman zaman karışık veya mantıksız konuşmalar yapabilir. Bu, diğer eşin ne olduğunu veya partnerinin ne söylediğini anlamasını zorlaştırabilir.

Sosyal İzolasyon

Şizofreni, kişinin sosyal yaşamını ciddi şekilde kısıtlayabilir. Şizofreni hastası, hastalık nedeniyle topluluklardan ve sosyal etkinliklerden kaçınabilir, içe kapanabilir veya insanlar arasında yabancılaşabilir. Bu durum, diğer eşin de sosyal ilişkilerini sınırlayabilir.

Cinsel İlgisizlik ve Duygusal Mesafe

Şizofreni hastası, ilaç tedavisi, depresyon ve halüsinasyonlar nedeniyle cinsel isteksizlik veya duygusal kopukluk yaşayabilir. Bu durum, partnerin ihtiyaçlarının karşılanamamasına ve duygusal bağın zayıflamasına yol açabilir.

Sadakat ve Güven Sorunları

Şizofreni hastası, sanrılar (gerçek olmayan düşünceler) nedeniyle, partnerinin sadakati konusunda yanlış düşüncelere sahip olabilir ve sürekli olarak eşini suçlayabilir. Bu durum, güvenin zedelenmesine, ilişkide şüphe ve kıskanma gibi sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir.


Neler yapılabilir?

1- İletişimi Güçlendirmek:

Kişilik bozukluğu veya akıl hastalığı olan bir eşle iletişimde empati büyük önem taşır. Diğer eş, duygusal açıdan destek vermek için sabırlı olmalı, ancak aynı zamanda açık ve dürüst bir iletişim tarzı benimsemelidir.

Nasıl yapılır?

Sorunları suçlama veya yargılama biçiminde değil, “ben” dilini kullanarak (“Sen hep böyle yapıyorsun” demek yerine “Ben zorlanıyorum” )ifade etmek sağlıklı iletişimi güçlendirir.


2- Sınırlar Koymak:

Eşlerden birinin duygusal veya zihinsel sağlığı kötü olduğunda, diğer eşin sürekli destek vermesi gerektiği düşünülse de, bu kişi duygusal tükenmişlik yaşayabilir. Sağlıklı sınırlar koymak, diğer eşin kendine de vakit ayırabilmesini sağlar.

Nasıl yapılır?

Kendine zaman ayırmak, kişisel bakım yapmak, psikolojik danışmanla düzenli görüşmeler yapmak, sosyal aktivitelerde yer almak, evlilik dışındaki ilişkiler ve hobilerle denge kurmak bu sınırların oluşturulmasına yardımcı olur.


3- Çift Terapisi:

Çift terapisi, ilişkinin içindeki çatışmaları ve zorlayıcı durumları anlamak ve yönetmek adına etkili bir çözüm olabilir. Bir terapist, her iki eşe de sağlıklı iletişim yollarını öğretir, empatiyi geliştirir ve ilişkideki stresi yönetir.

Nasıl yapılır?

Çiftlerin bir araya gelip, profesyonel bir terapist eşliğinde, evliliklerini ve yaşadıkları sorunları anlamalarına yardımcı olabilmesi için terapiye gitmesi önerilir.


4- Bireysel Terapi:

Akıl hastalığı ya da kişilik bozukluğu olan eşin bireysel terapiye gitmesi, sorunun kökenine inmek ve kişisel gelişim sağlamak adına önemlidir. Aynı şekilde, diğer eşin de kendi ruhsal sağlığını desteklemesi gerekir.

Nasıl yapılır?

Eşlerden biri terapi alırken, diğer eş de bireysel terapiden faydalanabilir. Bu, eşlerin birbirlerinin iyileşme süreçlerine daha fazla empatiyle yaklaşmalarını sağlayabilir.


5- Kriz Anlarında Müdahale Yöntemleri:

Şiddet, ciddi intihar düşünceleri veya psikolojik kriz anlarında, profesyonel yardım almak ve doğru bir müdahale sağlamak önemlidir. Kriz anları sırasında duygusal ve fiziksel güvenliği sağlamak öncelikli olmalıdır.

Nasıl yapılır?

Eğer eşin durumu çok kötüye giderse, acil psikolojik destek veya hastaneye başvuru gerekebilir. Evlilikteki güvenliğin ve sağlığın korunması öncelikli olmalıdır.




Psikolojik Danışman

Hurigül Gündoğdu



 
 

Bana Ulaşın!

Adres

Bayraklı/İZMİR

Adalet mah. Manas Bulvarı, Folkart Business A blok Daire:3807

Çamlık, DENİZLİ

Kınıklı Mahallesi 6017 Sokak No:5 Daire:7 Pamukkale/Denizli 

İletişim

+90 531 882 84 85

Çalışma Saatleri

Pazar-Pzts

09.00 - 20.00

Salı-Cuma

20.00 - 22.00

Cumartesi

20.00 - 22.00

  • Instagram
  • LinkedIn
  • Whatsapp
bottom of page